Öne Çıkanlar Aile cilt diyet Memorial Ankara Hastanesi Zencefilli Patates

Tüp bebekte yeni uygulamalar
loading...
Eurofertil Tüp Bebek Merkezleri Medikal Direktörü Üreme Sağlığı ve Tüp Bebek uzmanı Op. Dr. Hakan Özörnek modern yaşamla birlikte geçtiğimiz yüzyılda 100 milyonun üzerinde olan sperm sayılarının üst sınırının günümüzde dünya sağlık örgütü tarafından 15 milyon olarak belirlendiğini söyledi.  Özörnek bunun insan üremesini tehdit eden bir durum haline geldiğine işaret etti. 
 
Erkeklerin karşılaştığı sperm azlığının çeşitli nedenleri olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Özörnek bunlardan bir tanesinin toksinler yani çevresel zararlı etkiler olduğunu bunlar arasında sigarayı, Alkolü, uyuşturucu maddeleri saymanın mümkün olduğunu söyledi.Modern yaşamın getirdiği tehlikeli durumlar yani sulardaki atıklar, ağır metaller, hava kirliliği gibi olumsuz etkiler de üreme sağlığını olumsuz etkiliyor.
 
Op. Dr. Hakan Özörnek belli hayvansal gıdaların üretiminde kullanılan bir takım hormonların özellikle erkek vücudunda östrojen hormonuna dönüşerek erkeklerde ciddi biçimde sperm üretimini azalttığını kaydetti. 
Dr. Özörnek, yapılan çalışmaların sonuçlarına göre çokta uzak olmayan bir gelecekte tüp bebek yöntemi ile dünyaya gelen bebeklerinin sayısının normal yoldan gebelik sonrası doğan bebeklerden daha fazla olacağını bildirdi. 
 
Op. Dr. Hakan Özörnek kadınlarda ise artan obezite, stres, evlenme ve çocuk sahibi olma yaşının ilerlemesi yoğun çalışma hayatı ve kariyerin öncelikli olması gibi sebeplerle çocuk sahibi olmanın aynı şekilde zorlaştığına dikkat çekti.
 
Op. Dr. Özörnek, Bunun yanı sıra sık sık yapılan yanlış diyetler, dengesiz beslenme, sigara ve alkol kullanımı da kadınların anne olmasını engellediğini söyedi.
 
Aşırı şişmanlık kadar aşırı zayıflığın da kısırlığa nenden olabileceğini hatırlatan Hakan Özörnek düzenli, dengeli ve mümkün olduğunca doğal ve sağlıklı beslenmeye dayalı yaşam tarzının hem kadınlar hem de erkekler tarafından benimsenmesinin üreme sağlığı açısından önemli olduğunu vurguladı.
Özörnek tüp bebek uygulamalarının azalan ve yaşlanan dünya nüfusu ile ilgili olarak nüfusun istenen düzeylere çıkarılmasında vazgeçilmez bir araç olabileceğinin öngörüldüğüne işaret etti.
 
-AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ VE İtalya’DAN SONRA DÜNYA’DA ÜÇÜNCÜ MERKEZ OLAN İstanbul EUROFERTİL TÜP BEBEK MERKEZİNDE BAŞLATILAN “ KANTİTATİF PCR GENETİK TARAMA TESTİ”  TÜP BEBEKTE YENİ BİR DÖNEM BAŞLATIYOR…
 
Op. Dr. Hakan Özörnek  Türkiye’de ilk defa uygulanan genetik tarama testi hakkında bilgi verdi. Dr. Hakan Özörnek embriyoya ait hücrelerin girişimsel yöntemlerle elde edilerek genetik hastalıklara veya kromozom sayısına yönelik tanı ve tarama işlemlerinin yapılmasının sağlıklı gebelik ve bebek elde etmek için çok önemli olduğunu söyledi.
 
Gebelik öncesi yapılan bu taramaların implantasyon öncesi genetik tanı/tarama (PGT) olarak adlandırıldığını anlatan Dr. Hakan Özörnek PGT yönteminde, kadından toplanan yumurta ve erkekten toplanan spermden mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemiyle oluşturulan embriyolardan normal kromozom sayısına sahip olanı anne rahmine yerleştirmeyi amaçladıklarını ifade etti. Özörnek böylece kromozom sayısına bağlı bozukluklar nedeniyle meydana gelen düşüklerin veya gebeliğin sonlandırılması ihtimalinin azaltılmasını hedeflediklerini belirtti. 
 
Kromozomal inceleme için PGT yaptırmaya karar veren çiftten öncelikle embriyo elde edilmesi gerektiğini anlatan Dr. Hakan Özörnek, embriyo gelişiminin 5. gününde embriyodan birkaç hücrenin, embriyolog tarafından alındığını kaydetti. Özörnek, embriyodan alınan bu hücrelerin embriyo gelişimini engellemeyeceğini söyledi. Biyopsi ile elde edilen hücrelerin analizi “Kantitatif PCR” (q-PCR) yöntemi kullanılarak yapılmaktadır. 
Dr. Hakan Özörnek bu işlemde, kromozomların sadece sayısal analizinin yapılabildiğini, analiz sonucunda hücrenin içeriğindeki kromozomların sayısının belirlendiğini belirtti. 
 
Özörnek genetik uzmanının, kromozomların sayısal değerlendirilmesi sonucunda hücreleri normal veya anormal olarak belirttiğini, incelenen hücre, normal olarak belirlenirse, embriyoyu oluşturan diğer hücrelerin de normal olmasının beklendiğini söyledi.
 
Özörnek ailesinde ya da akrabalarında tanımlanmış bir genetik hastalığı bulunan ya da genetik hastalığa sahip çocuğu olan aileleri de uyardı;
 
“ - Bu test, hücrede bulunan tüm kromozomları (23 çift) sadece sayısal olarak incelemektedir. Dengeli veya dengesiz kromozomal bozukluklar, tek gen hastalıkları ve diğer genetik bozukluklar bu yöntemin içeriğinde yer almamaktadır. Eğer ailenizde, yakın akrabalarınızda veya sizlerde tanımlanmış bir genetik hastalık, genetik bir hastalığa sahip çocuğunuz/ çocuklarınız varsa bu durumu doktorunuza mutlaka bildiriniz! Bu durumlarda tanımlanmış genetik hastalığa özel daha ileri genetik tanı testleri yaptırmanız önerilmektedir. 
 
Gebeliğin ilerleyen aylarında da ultrason bulgularına dayanarak doktorunuz gerekli görüldüğü taktirde bu teste ilaveten doğum öncesi (prenatal) genetik tanı önerebilmektedir. Bu prenatal testler ilk üç ayda koryon villus örneğinden (CVS) ya da ikinci üç ayda amniyon sıvısından yapılabilmektedir. “
 
TÜP BEBEKTE “ BUTİK TEDAVİ”  BAŞARIYI ARTIRIYOR
 
Dünyada yaklaşık 35 yıldan bu yana uygulanan tüp bebek tedavisi artık herkese uygulanan tedavi prensiplerinden “ kişiye özel butik uygulamalar”a doğru değişkenlik gösteriyor. 
 
Op. Dr. Hakan Özörnek her kadının, her anne adayının birbirinden çok farklı özelliklere kimi zaman sorunlara sahip olduğunu bu nedenle tüp bebek uygulamalarında “ kişiye özel tedavi protokollerinin” çok daha başarılı sonuçlar verdiğini belirtti.
 
Hastaların kimi zaman bir başka anne adayına yapılan tedavinin niçin kendilerine uygulanmadığını, bir anne adayının kullandığı ilacın kendilerine de uygulanmasını talep edebildiklerini ancak bunların doğru beklentiler olmadığını kaydetti.
 
Özörnek, anne adaylarına hangi tedavinin ne zaman nasıl uygulanacağının detaylı biçimde anlatılmasının ve kendi vücutları ve sorunları ile ilgili bilgilendirilmelerinin anne olma sürecindeki kadınlar için çok önemli olduğunu belirtti.
 
İLERİ YAŞTAKİ ANNE ADAYLARINDA “ALTIN YUMURTA “ İLE TÜP BEBEK ŞANSI  
 
Dr. Hakan Özörnek’ten  tüp bebek tedavilerinde biraz daha “ zorlu hasta” grubuna giren ileri yaştaki anne adaylarına sevindirici haber.  Hakan Özörnek dünyada da henüz yeni uygulanan bir tedavi ile anne adaylarından adeta “ altın yumurta “  elde ettiklerini söyledi.
 
Op. Dr. Hakan Özörnek Bir kadının yumurta rezervinin doğduğu anda belli olduğunu ve bunun hiçbir şekilde değiştirilemeyeceğini söyledi. Kadın kaç yaşında ise yumurtasının da aynı yaşta olduğunu ifade eden Op. Dr. Özörnek kadınla birlikte “ yaşlanan yumurta “ların gebelik şansını azalttığını söyledi.
 
Özörnek, 20-30’lu yaşlardaki anne adaylarından 8-10 yumurta toplarken, 40’lı yaşlardaki hastalardan yumurta toplama sayısı 1-2’ye düştüğünü kaydetti.
 
İleri yaştaki anne adayları için dünyada yeni bir uygulamaya gidildiğini anlatan Op. Dr. Özörnek, yeni uygulamaya ilişkin şu bilgileri verdi; 
 
“ Anne adaylarında adetin başında 10 günlük bir tedavi ile yumurta topluyoruz bu yumurtaları donduruyoruz. Yumurta toplama işleminden 3-4 gün sonra bir kez daha aynı şekilde ilaç tedavisi uygulayarak ikinci kez yumurta topluyoruz.
 
Bu şekilde elde ettiğimiz 4-5 yumurtayı genetik teste tabi tutuyoruz. Çünkü 40 Yaşın üzerindeki kadınlarda transfer edilen 2 yumurtadan 1’inin genetik olarak kusurlu olma ihtimali çok yüksek. Bu durumda gebe kalma şansı azalıyor ya da gebelik düşük ile sonuçlanıyor. Yani bir adet döngüsünde 2 defa yumurta topluyoruz. Bu şekilde daha fazla yumurta toplayarak sağlıklı ve kaliteli yumurta ve yüksek gebelik şansını aynı anda yakalamış oluyoruz. “
 
“ Çifte uyarım” adı ile bilinen bu yöntemin yaklaşık 3 yıldan bu yana dünyada uygulandığına dikkat çekti. Bu yöntemle bulunan yumurtaları “ altın yumurta” olarak adlandırdıklarını söyleyen Op. Dr. Hakan Özörnek bu şekilde anne adaylarının hamile kalma şanslarının çok önemli oranlarda arttığını kaydetti.
 
TEKRARLAYAN TÜP BEBEK BAŞARISIZLIKLARINA ÇÖZÜM; “ MUCİZE SERUM “ TEDAVİSİ 
 
Op. Dr. Hakan özörnek normalde her gebeliğin düşük ile sonuçlanabileceğini çünkü gebeliğin oluşmasının anneden ve babadan gelen kromozomlarla sağlandığını ve babadan gelen kromozomların da anne adayının vücudu için” “ yabancı “ olarak algılanabileceğini bunun tıpkı organ naklindeki süreç gibi işlediğini anlattı. Özörnek, ancak kadınların bağışıklık sisteminin gebeliğin oluştuğu süreçte  “ tolerans mekanizması”  oluşturduğunu böylece gebeliği sonlandırmayıp devam etmesini sağladığını, bazı kadınlarda ise sürecin bu şekilde olmayıp düşükle sonuçlandığını anlattı.
 
“ INTRALİPİD TEDAVİSİ “
 
Dr. Hakan Özörnek tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının “ intralipid serum “ uygulaması ile ortadan kalktığını söyledi.
 
Dr. Hakan Özörnek tekrarlayan gebelik kayıplarının birçok nedeni olduğunu ve bazı anne adayları için de birden fazla sebep söz konusu olabildiğini belirtti. Bu konuda yapılabilecek testler olduğuna dikkat çeken Özörnek en önemli unsurlardan birinin de bağışıklık sistemi olduğunu kaydetti. 
Dr. Hakan Özörnek şunları söyledi;
 
“ Bağışıklık sistemi çok karmaşık bir sistemdir ve sadece son zamanlarda normal bir gebelik için ne kadar önemli rolü olduğu ortaya çıkmıştır. Gebelikte bağışıklık sisteminin rolü çok önemlidir ABD’de yapılan araştırmalarda tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarında adaylarının bağışıklık sistemlerini güçlendirmek amacı ile “ intralipidler” kullanılmaya başlanmıştır. Intralipidler, soya fasulyesi yağı, yumurta fosfolipidleri ve gliserinden oluşan bir yağ emülsiyonundan meydana gelmektedir.  Serum şeklinde tüp bebek uygulanan anne adayına verilen intralipidler ile anne adaylarının tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının önemli oranda azaldığı tespit edilmiştir. “
 
Hakan Özörnek yağ solüsyonu olan söz konusu serumun beslenme güçlüğü çeken yoğun bakım hastalarında uygulandığını ve bu süreçte serumun hastaların bağışıklık sistemini düzenlediğinin gözlendiğini ve tüp bebek tedavisinde anne adaylarına serum uygulanmaya başlandığını anlattı.
 
Yaklaşık 9 aydan bu yana kendi kliniğinde tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı yaşayan anne adaylarına serum tedavisi uyguladığını kaydeden Op. Dr. Özörnek, uyguladıkları 12 hastadan 10 tanesinşn gebelik elde ettiğini ve üstelik bu 10 anne adayının daha önce 6-7 kez tüp bebek uygulandığı halde gebe kalamadığını serum ile gebelik elde ettiklerini söyledi.
 
Serum tedavisinin çok önemli iki avantajı olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Hakan Özörnek; yeni ve çok etkili bir tedavisi olmasına rağmen bu tedavinin pahalı olmadığını ikinci ve en önemli avantajının ise hiçbir yan etkisi bulunmadığını sözlerine ekledi. 
 
 
MİKROÇİP UYGULAMASI 
 
Günümüzde kısırlık sorunlarının %50’sinde erkek faktörü mevcuttur. Sperm sayı ve hareketliliğindeki yetersizlik ya da sorunlar kendiliğinden gebelik şansını oldukça düşürmektedir. Ancak son yıllarda geliştirilen ve oldukça umut vaat eden mikro çipli tüp bebek tedavisi birçok anne ve baba adayının bu arzularını gerçekleştirmesine yardım etmiştir. Mikroçip yöntemi,  Harvard’da bir Türk bilim adamı tarafından geliştirilmiştir. Türkiye’de de git gide yaygınlaşan bu yöntem, yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.
 
Mikroçip yöntemi ile sağlıklı spermlerin diğerlerinden ayırt edilmesi sağlanır. Sperm çipleri mikro kanalcıklardan meydana gelir. Mikro kanallar da iyi kalitedeki spermlerin seçimine yardım eder. Bu yöntem ile sağlıklı olmayan, DNA’sı ufak da olsa hasar görmüş her sperm bir bölümde toplanır.
 
Diğer bölümde ise, kaliteli ve hasarsız olan sağlıklı spermler mikro kanallardan geçer ve orada toplanır. Dolayısı ile sağlıklı spermlerden oluşturulan embriyolarla daha yüksek gebelik sonuçları elde edilmiş olur. Kaliteli spermler ve yumurta hücresinin birleşmesi ve neticesinde döllenmesi ile 5. Güne ulaşan blastosist embriyolar elde edilir. Gebelik şansı bu embriyolarla daha da üstlere taşınır.
 
Tüp bebekte mikroçip uygulamasının en büyük avantajı erkek kısırlığı söz konusu ise, erkek adayının sperm sayısının az olması durumunda, çiftlerdeki hamilelik elde etme oranını arttırmasıdır. Bu gibi problemlerle tüp bebek tedavisiyle bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin bu yöntemi tercih etmesi durumunda, başarı oranlarının daha yüksek olması kaçınılmazdır.
 
Mikro çipli tüp bebek tedavisi ile gebelik elde edilebilir, elde edilen gebeliklerde de bebekler oldukça sağlıklı olur. Çünkü spermler seçilirken en kaliteli ve en sağlıklı olanlar tercih edilmektedir. Bu yöntemin bu denli başarılı olmasındaki kaynak, spermler arasından DNA’sı en kaliteli olan spermleri kullanmaktır. Bu sayede oluşturulacak embriyoların da DNA yapısı oldukça kaliteli olacaktır. Bu sayede embriyo rahme daha kolay tutunur, gebelik sağlıklı bir şekilde gelişir.
 
Mikro çipli tüp bebek tedavisi nasıl uygulanmaktadır?
 
Mikro çipli tüp bebek tedavisinde yüksek kaliteli embriyolar ile gebelik şansı yükselecektir.  Geliştirilmiş sperm çipleri tıpkı bir süzgeç gibi sağlıklı ve kaliteli olan spermler diğerlerinden ayırt edilmektedir. Mikro kanalcıklardaki bu sağlıklı spermler farklı bir alanda toplanır. Mikro enjeksiyon yöntemi ile ayırt edilmiş spermlerin yumurta hücresiyle döllendirilmesi ile anne ve baba olmak isteyen adayların bu hayallerine kavuşma şansı artar.
 
TÜP BEBEKTE BAŞARIYI ETKİLEYEN FAKTÖRLER:
 
•         Kadın yaşı
•         Yumurtalık rezervi
•         Eşlik eden hastalık
•         Genetik problemler
•         Sperm sayı ve kalitesi
•         Kullanılan tedavi protokolleri ve cinsi
•         Embriyoloji laboratuvar koşulları ve ekibi
•         Genetik uygulamalar
•         Modern gereç ve yöntemler
•         Tüp bebek merkezindeki doktor ekibinin tüp bebek alanındaki tecrübesi
•         Sağlıklı kayıt sistemleri
 
Tüp bebek tedavisinde ülkemizde iller ve merkezler arasında farklılıklar olduğunu kaydeden Özörnek  “ Hatta ülkelerden ülkelere göre bile bu başarı oranları değişkenlik gösterir. Çeşitli ülkelerden ve çeşitli merkezlerden bildirilen hamilelik oranları ise %15-65 arasında değişkenlik gösterir. Bu başarı oranlarının, bu denli farklılık olmasının çok farklı sebepleri vardır” dedi. 
 
Hasta faktörü açısından gebelik şansını etkileyen faktörler:
 
- Kadının yaşı
-Bazal FSH düzeyleri
-Tüp bebek tedavisine başlama sebebi yani, kısırlığa yol açan sebepler
-Kullanılan ilaçlar (stimülasyon ilaçları ve luteal faz desteği)
-Hastanın tedavi süresince ne kadar uyumlu olduğu, ilaçlarını düzenli kullanıp kullanmadığı, kontrollerini ihmal etmemesi gibi.
 
YUMURTA DONDURMA 
Yumurtalık (Over) Rezervi Nedir? 
 
Kadının doğurganlık potansiyeli, hamile kalma kapasitesidir. Yani bir kadının yumurtalıklarında bulunan foliküllerin (yumurtaların) sayısal olarak miktarını ve kalitesini ifade eder. Özellikle çocuk sahibi olmak isteyen kadınların yumurta rezervlerinin değerlendirilmesi çok önemli. Bu değerlendirmenin sonuçlarına bağlı olarak infertilite (kısırlık) tedavisi için uygulanacak yöntem hakkında ve kişinin hamile kalma şansı hakkında önemli bilgiler elde edilir. Over rezervinin yüksek olması kadının yumurtalıklarında foliküllerinin fazla, kaliteli, ve hamile kalma şansının yüksek olduğunun göstergesidir.? 
 
Erken Yumurtalık (Over) Yaşlanması Nedir? 

 
Kişinin yumurtalığındaki folikül miktarını yansıtan en önemli faktör kişinin o anki yaşıdır. Yaş ilerledikçe özelliklede 35 yaşından sonra folikül sayısı ve kalitesi azalır, 40 yaşından sonra bu olay daha da hızlanır. Yumurta Rezervi azalan kadınında kendiliğinden ya da tedaviyle gebe kalma şansı azalır, hatta gebelik olsa bile düşük riski artar. Ancak her ne kadar biyolojik yaş yumurta rezervinde etkili ise de bazen biyolojik yaşlanma dışında " yumurta yaşlanması" ile karşılaşmak mümkün.? 
 
Yumurtalık yaşlanması ile ifade edilmek istenen yumurta sayısının azalması ile beraber geride kalan yumurtalardaki kalite azalmasıdır.. Genç yaşlardaki kadınlarda yumurtalık yaşlanması olduğu zaman gebe kalma potansiyeli düşmektedir. Bu nedenle genç kadınların mümkün olan en kısa zamanda evli ya da bekâr olmalarına bakılmaksızın yumurta rezervlerini kontrol ettirmeleri ileride anne olabilmeleri açısından son derece önemlidir.? 
 
Yumurta Dondurma Nedir? 
 
Yumurta dondurma işlemi kadının yumurtalığından elde edilen yumurtanın (oosit) saklanarak ileride kullanılması amacıyla dondurulması işlemidir. Kadın yumurtalıklarından vajinal ultrasonografi yardımı ile toplanan yumurtaların laboratuvar ortamında vitrifikasyon yöntemi ile dondurulduğu bu yöntem, yumurtaların çok uzun bir süre muhafaza edilerek saklanmasını sağlamaktadır. 
 
Kimler Yumurta Dondurabilir? 
 
Önceleri yalnızca kanser tedavisi görecek hastalara yumurta dondurma izni veren Sağlık Bakanlığı, yeni yönetmelik düzenlemesi ile yumurta rezervi düşük olan tüm kadınlara “yumurtalarını dondurma hakkı” yani ?" anne olabilme şansı" ?sağlıyor. Yumurta rezervi az olan genç, evli, bekâr her kadın yumurtalarını dondurup istediği zaman anne olma şansını elde edebiliyor. Daha önce bunun müddeti 5 yılla sınırlıydı. Bu süre şimdi 5 yıllık?periyotlarda?bakılarak limitsiz hale getirildi. 
 
Kadınların En Önemli Hazinesi... 
 
Rahim yaşlanması değil, yumurtanın yaşlanması hamile kalmayı zorlaştırır. 30 yaşındaki bir kadının dondurulan yumurtaları 40 yaşına geldiğinde de aynı kalır, dolayısıyla rahmin yaşlanması döllenme işleminin gerçekleşmesini engellemez döllenme için yumurtanın genç kalması gerekir. Bu?nedenle?kadınların en önemli hazineleri " yumurta rezervleri" olarak?görülebilir. 
 
Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) yöntemi anne rahmine konmadan başka bir değişle transfer öncesi embriyolardaki genetik kaynaklı rahatsızlıkların teşhis edilmesidir. Niye o zaman tüm tüp bebek tedavilerinde PGT uygulanmıyor? Çünkü PGT yönteminin yararları olduğu kadar bazı dezavantajları da mevcut... 
 
KISIRLIK DÜNYADA İKİ KİŞİYİ TUTAN TEK HASTALIK
 
Yapılan araştırmalar her 7 çiftten birinin çocuk sahibi olamadığını ortaya koyuyor. Her sağlık sorunu her ne kadar aileyi ve çevreyi de ilgilendirse de aslında yalnızca bir kişinin hastalığı ve sağlık sorunudur. Örneğin şeker hastası olduğunuzda bu süreci tedaviyi kontrolleri tek başınıza yürütürsünüz. Oysa kısırlık ya da bir başka deyişle infertilite “ iki kişiyi tutan dünyadaki tek hastalıktır”. Bu özelliği infertiliteye doğru ve özenli yaklaşımı daha da önemli kılmaktadır. Özellikle ülkemiz gibi geniş aile kavramı yaygın kültürlerde kısırlık yalnızca çiftleri değil onların ailelerini yani çok daha kalabalık bir kitleyi etkisi altına almakta ve çoğu zaman mutsuz etmektedir.
 
Günümüzde dünyada 6 milyondan fazla tüp bebek var. Bu sayının her geçen yıl artacağını tahmin etmek ve söylemek hiç de zor değil. 
 
KISIRLIK DÜNYA NÜFUSUNU TEHDİT EDEN İLK ÜÇ HASTALIKTAN BİRİ 
 
Dünya Sağlık Örgütü çok önemli bir saptamada bulundu ve kısırlığı dünyadaki en önemli sağlık sorunları arasında üçüncü sırada kabul etti. Bu saptamanın belki de en önemli sonucu  ; “ kısırlığın dünya nüfusunu tehdit eden, giderek artan ve önlem almayı gerektiren bir sağlık sorunu “ olarak kabul edilmesidir.
 
Fransa’da yapılan bir araştırmaya göre 2027 yılında Fransa’da çok sayıda erkeğin yardımcı üreme yöntemleri olmaksızın çocuk sahibi olamayacaklarını ortaya koydu.
 
 
loading...
Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.