Öne Çıkanlar Aile cilt diyet Memorial Ankara Hastanesi Zencefilli Patates

Türkiye'de 700 bin kişi bu yüzden kör olabilir
loading...

Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen ve körlükle sonuçlanabilen "glokom"un ilerlemesinin sinir hücrelerini koruyan ilaçlar sayesinde engellendiği, böylece hastalarda görme kaybı yaşanmadığı belirlendi.
TÜRKİYE'DE 700 BİN KİŞİ KÖR OLMA RİSKİYLE YAŞIYOR
Göz hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Ahmet Temel, glokomun, sinsi, ilerleyen, görme kaybına yol açan ve kişinin sosyal yaşamını etkileyen ciddi bir sağlık sorunu olduğunu bildirdi.
Hastalığın dünyada yaklaşık 67 milyon kişiyi etkilediğini belirten Temel, "Türkiye'de de yaklaşık 700 bin kişi kör olma riskiyle yaşıyor. Göz tansiyonu kontrol altında tutulsa bile nöron (sinir hücresi) koruyucu tedavi kullanılmayan hastalarda göz sinir hücreleri görme kaybına neden oluyor çünkü bilinenin aksine glokom sadece göz tansiyonunun yüksekliği değil." dedi.
Temel, yapılan çalışmalara göre göz tansiyonu düşürülerek hastanın görme kaybının yüzde 60 oranında durdurulduğunu ancak yüzde 40 hastada göz tansiyonunun kontrol edilmesine rağmen hastalığın seyrinin ilerleyerek körlük ile sonuçlanabildiğini vurguladı.
GÖZ TANSİYONU DÜŞSE BİLE GÖRME KAYBI VAR
Göz tansiyonunda, hastanın görme sinirlerinin öldüğünü anlatan Temel, şunları kaydetti:
"Göz tansiyonunu düşürdüğümüz zaman her şeyin dört dörtlük olacağını sanıyorduk fakat son zamanlarda yapılan çalışmalar gösterdi ki göz tansiyonu düşmesine rağmen birçok hastada görme kaybı devam ediyor. Glokom, aslında görme sinirinin bir hastalığıdır. Bu nedenle büyük klinik çalışmaların sonucunda göz tansiyonunu kontrol altında tutmanın tek başına yeterli olmadığı, aynı zamanda göz sinir hücrelerinin de korunması gerektiği tespit edildi."
TANSİYON DIŞINDAKİ FAKTÖRLER
Prof. Dr. Temel, glokomda tansiyon dışındaki faktörlerin de etkili olduğunun belirlendiğini dile getirerek, "Bu faktörlerden ilki, beyinden gelen bazı hormonlar. Bu hormonlar görme siniri yoluyla göze ulaşıyor ve gözün sağlıklı kalmasını sağlıyor." dedi.
Söz konusu hormonların hareket yollarının glokomdan dolayı etkilendiğine ve görme kaybının ilerlemesiyle körlüğe neden olduğuna dikkati çeken Temel, şöyle devam etti:

"Hormonal desteğin azaldığı durumlarda, göz damlalarıyla hücrelerin korunması, hücre sağ kalımı olarak tanımlanan nöroproteksiyon (sinirleri koruyucu tedavi) uygulanması gerekiyor çünkü, glokom da alzaymır ve parkinson gibi beyin hastalığıdır ve benzer şekilde hasar bırakmaktadır. Bu nörolojik hastalıkların ilerlemesini durdurmak için nöroprotektif ilaçlar kullanılıyor. Sinir hücrelerinin canlanması ve korunması amacıyla bu tip ilaçların glokom tedavisinde de kullanılıp kullanılamayacağı incelendi. Yurt içi ve dışında yapılan klinik çalışmalar sonucunda, glokom tedavisinde nöroproteksiyon ilaçların kullanılmasının fayda sağladığı belirlendi."
"YÖNTEM GLOKOM TEDAVİSİ İÇİN DE YERİNİ ALDI"
ABD'de yapılan Low Tension Glaucoma Treatment Study araştırmasına değinen Temel, bu araştırmada glokomda hücre sağ kalımı için nöroproteksiyon ilaçların hastalar üzerinde uygulandığını ve sonuçların değerlendirildiğini söyledi.
Temel, "Glokom hastalık karakteri ve genotip gibi birçok özelliği aynı olan hastalarda, nöroproteksiyon etkisi olan ve olmayan göz damlalar uygulandı. Uygulamadan 4 yıl sonra nöroproteksiyon etkisi olan ilaçları kullanan hastaların, diğerlerine göre daha iyi görme düzeyleri olduğu tespit edildi." diye konuştu.
Hücre sağ kalımını sağlamaya yönelik tedavilerin, gelecekte göz hastalıkları dışında birçok hastalıkta temel tedavi prensiplerinden biri olacağı değerlendirmesinde bulunan Temel, "Bu tedavilerdeki amaç, hücrelerin ölümlerini durdurmak, hastayı daha uzun süre sağlıklı, mutlu, güzel bir yaşama kavuşturmaktır. Hücre sağ kalım yöntemi, glokom tedavisi için de yerini aldı." ifadesini kullandı.

loading...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.