loading...

SORU-Bağışıklık sistemi nedir? Nasıl çalışır?
Bağışıklık sistemi; kişinin savunma mekanizmasıı oluşturan, patojen hücreleri tanıyıp, bu hücrelere karşı savaşan sistemdir. Toksinleri solunum, sindirim veya deri yolu ilealabiliriz. Vücudumuzda toksinlere karşı doğuştan gelen savunma sistemimiz vardır ve bu sistem lenf bezleri, kemik iliği, dalak gibi merkezlerde yer alan özel savunma hücreleri ve molekülleri tarafından temsil edilir. Bu savunma hücreleri ve moleküller patojen maddelere karşı savaşır ve kişinin sağlık durumunu korumasına yardımcı olur. Bu maddelerin görevini tam olarak yerine getirebilmesi için kişinin yeterli ve dengeli beslenmesi ve düzenli fiziksel aktivitede bulunması çok önemlidir.
 
SORU-Kış aylarında bağışıklık sistemimize güçlendirmek için nasıl beslenmeliyiz?
Vücudumuzdaki savunma sisteminde yer alan savunma hücrelerinin ve moleküllerinin sağlıklı olarak işlevini gerçekleştirebilmesinin ilk yolu yeterli ve dengeli beslenmektir. Yeterli ve dengeli beslenmeden kastımız;  kişinin besin öğelerinin hepsinden yeterince ve öğünlerde dengeli bir şekilde alabilmesidir. Öncelikle günlük enerji ihtiyacımızın %55-60’ını karbonhidratlardan, -20’sini proteinden, %25-30’unu yağlardan alacağımız bir beslenme programı oluşturmalıyız. Bunun yanı sıra yeterli posa, vitamin ve mineral alabilmek için sebze ve meyve tüketimine özen göstermeliyiz. Her öğünde mutlaka mevsimine göre salata bulunmalı, günde 3-4 porsiyon meyve tüketilmelidir. Bunun yanı sıra sindirim ve boşaltım sistemimizin sağlıklı şekilde işlevini gerçekleştirmesi için günde 2.5 litre su tüketilmelidir.
 
SORU-Bağışıklık sistemini güçlendiren besinler hangileri?
Bağışıklık sistemi denince akla ilk gelen vitamin C vitaminidir. Bu yüzden C vitaminin kaynağı olan portakal, limon, mandalina, kivi, çilek, ananas, kırmızı biber, kuşburnu, maydanoz gibi besinleri günlük menünüze mutlaka yerleştirin.
İkinci olarak C vitamin gibi iyi bir antioksidan olan beta-karotenin kaynaklarını kullanmalısınız. Beta-karoten özellikle sarı ve turuncu besinlerde bulunuyor. Yani havoc, ananas, hurma, ve balkabağı tam bir beta-karoten bombası diyebiliriz.
Diğer bir mucize besin de içerisinde kükürt, A, B ve C vitamin bulunan sarımsaktır. Kokusu kadar kuvvetli antibiyotik, antibakteriyel, antiviral ve antifungal yapıya sahiptir. Ancak bu güçlü taraflarından yararlanabilmeniz için bütün olarak değil ezilmiş yani çiğnenmiş şekilde tüketebilmeniz gerekmektedir. ( Hergün 1 diş sarımsak yeterli)
Toksinlerden arınmamızın en önemli yolu boşaltım sistemimiz olduğuna göre bağırsaklara büyük görev düşüyor. Tabi bağırsak sağlığımıza dikket etmek için de bize büyük görev düşüyor. Bağırsaklarımızın günlük bakımı için en önemli nokta yeterli probiyotik yani yararlı bakteriler olduğunu biliyoruz. Bu nedenle bağırsak sağlığımız için hergün kefir veya probiyotikli yoğurtları tüketmemiz çok önemli. Ayrıca muz, pırasa, enginar, sarımsak ve soğanda yararlı bakterileri besleyen diğer besinlerdir.
Sarımsak kadar olmasa da koku ve tat bakımından keskinliği ile bilinen zencefil de solunum ve sindirim sistemine destek olduğu gibi toksin atıcı, şişkinlik giderici ve antiseptic özelliğe sahiptir. Zencefili çorbalarda, sebze yemeklerinde ve salatalarda lezzet verici olarak kullanabilirsiniz.
En lezzetli yağ asitlerinden birisi olan omega-3; bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirdiği gibi sinir sistemi ve kalp damar sağlığı üzerine de çok olumlu bir etkiye sahiptir. Bu nedenle haftada 2 gün balık tüketmeye özen gösteriniz.
Yulaf ve ekmek mayasında bulunan beta glukan maddesini son dönemde tablet olarak sıkça görüyoruz. Tablet formatında kullanmaktansa ana öğünlerde ekmek, ara öğünlerde yulaf ezmesi tüketmek hem B grubu vitaminleri hem de beta glukanı yeterince almanızı sağlar. Ayrıca yulaf ezmesi ve çok tahıllı ekmekler kan şekerinizi ve kolesterol seviyenizi control altında tutmanıza destek olur.
Son olarak çinko ve selenium gibi antioksidan minerallerini içeren besinleri söyleyebiliriz. Özellikle deniz ürünleri, et, soğan, sarımsak selenium açısından zengin besinlerdir. Kabak çekirdeği, hindi, kuzu eti, kuşkonmaz ve manta ise çinko yönünden zengindir.
 
SORU-hastalanmamak özellikle soğuk algınlığı, nezle ve gribe yakalanmamak için beslenmede nelere dikkat etmeliyiz? Nasıl bir beslenme düzenimiz olmalı?
Soğuk algınlığı, nezle veya grip gibi hastalıkların temel sebebi bağışıklık sisteminin zayıflamasıdır. Bu nedenle bağışıklık sistemini destekleyen besinleri özellikle hastalık mevsimlerinde daha yoğun kullanabiliriz. Yukarıda saydığım besinleri hergün, düzenli bir şekilde tüketmek mümkün olmasa da mevsimine göre C vitamininin kaynağı olan portakal, ananas, çilek, biber gibi besinleri, beta-karotenin kaynağı olan havoc, balkabağı, hurma gibi besinleri, çinkonun kaynağı olan kabak çekirdeğini, soğan sarımsak gibi kükürt içeren sebzeleri ve kuşburnu, adaçayı gibi bitki çaylarını kullanmaya özen göstermeliyiz. Tüm bu yiyecekleri düzenli beslenme saatlerinde tüketmek  ve günde 2.5 litre su içmek çok önemli.
 
SORU-Vitamin hapları kullanmak hastalığa yakalanmamızı önler mi?
Bağışıklık sistemini destekleyen hücre ve moleküllerin sağlıklı çalışmasını sağlayan en önemli nokta yeterli vitamin ve mineral alımıdır. Ancak besinlerle karşılamak birincil tercihiniz olmalıdır. Kişi yiyecekler ile yeterli vitamin ve minerali alamıyorsa o zaman tablet kullanabilir. Aksi taktirde suda çözünen vitaminlerin fazlalığını idrar ile atarız, yağda eriyen vitaminler (özellikle A vitamin) vücutta birikir ve toksik etki yaratır.
 
SORU-Probiyotiklerin bağışıklık sistemimizi güçlendirmede etkisi nedir? Probiyotiklerden hangilerini tüketelim? Bunları nasıl hazırlayalım ki vücudumuza faydalı olsun?
Toksinlerden arınmamızın en önemli yolu boşaltım sistemimiz olduğuna göre bağırsaklara büyük görev düşüyor. Tabi bağırsak sağlığımıza dikket etmek için de bize büyük görev düşüyor. Bağırsaklarımızın günlük bakımı için en önemli nokta yeterli probiyotik yani yararlı bakteriler olduğunu biliyoruz. Bu nedenle bağırsak sağlığımız için hergün kefir veya probiyotikli yoğurtları tüketmemiz çok önemli. Ayrıca muz, pırasa, enginar, sarımsak ve soğanda yararlı bakterileri besleyen diğer besinlerdir.
 
 
SORU-taze meyve sebzenin vücudumuz için yararı nedir? Bu fayda nereden gelir? Tüketeceğimiz gıdaları seçerken nelere dikkat edelim?
Taze meyve ve sebze tüketimi vitamin ve mineral alımı açısından oldukça önemlidir. Özellikle dondurulan sebze ve meyveler yıkanma, doğranma ve dondurulma sırasında şoklanır ve bu da antioksidan kapasitesinin azalmasına sebep olur.
 
SORU-Kış aylarında bitki çayları daha çok kullanılıyor? Ihlamur, adaçayı gibi çaylar nasıl hazırlanmalı? Bunları tüketirken ne kadar olması gerekiyor?
Bitki çayları kullanım miktarı ve şekli çok dikkat edilmesi gereken bir konu. Özellikle 3-4 fincandan fazla bitki çayı tüketimi hem alerji riskini arttırır hem de böbrekleri yorar. Bitki çaylarının demlenmesi ise; kaynamış suyun içerisinde ağzı kapalı bir şekilde 7-8 dakika süre ile bekletilip süzülmesi ile gerçekleşir. Ağzı kapatılmadan demlenen bitki çaylarındaki uçucu yağ asitleri kaybolur ve bitki çayları özelliğini yitirir. Kış döneminde kuşburnu, adaçayı, ıhlamur, zencefil gibi bitki çaylarını tüketmek bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Birde son dönemde sıkça duyulan oolong çayını tüketebilirsiniz. Antioksidan kapasitesi yüksek olan oolong çayının içerisinde fenolik bileşikler bulunur ve bu nedenle kronik hastalıklara karşı koruyucudur. Oolong çayı; siyah çay ve yeşil çay arasındadır. Kafein içerdiği için günde 2-3 fincandan fazla tüketmeyin. Buna alternative olarak ise rooibos çayı kullanılabilir. Kafein içermediği için çocuklarda da tüketilebilir.
 
SORU-Vücut direncini artırmada su tüketimi ve egzersizin önemi nedir?
Toksinlerin vücuttan atılmasının en önemli yollarından birisi boşaltım sistemidir. Dolayısıyla mid eve bağırsakların temizlenmesi için birincil önceliğimiz günde 2.5-3 litre su tüketimidir. Fiziksel aktivite de hem terle birlikte toksinleri atmamıza yardımcı olur hem de stress durumunu azaltarak vücutta gerçekleşecek zararlı reaksiyonlara karşı koruyucu olur.
SORU- Yiyeceklerdeki vitaminlerin kaybını önlemek için ne yapılabilir?
Yiyeceklerin vitamin kayıplarını en aza indirmenin birincil koşulu az bıçak değdirmektir. İkinci koşulu ise çiğ tüketilecekleri öncelikli olarak çiğ olarak tercih etmek, pişirilenleri ise minimum su ile birlikte az su ile pişirmektir. Yeterli vitamin ve mineral alımı için özellikle dondurulmuş gıdaları değil mevsiminde meyve sebzeleri tercih etmek gerekiyor.
 
Herkese sağlıklı ve formda geçireceği bir kış diliyorum…
 

Diyetisyen Buket Adanç
http://www.buketadanc.com/

loading...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.