loading...

Bağımlılığımızın nesnesi bizim daha üstün gücümüz haline gelir: İrademizi ve hayatımızı eşimize havale ederiz. Tek bir kişiye, onun hikayesi ve/veya bu kişiyi nasıl düzelteceğimize bu kadar odaklanmak zihnimizi yıllarca meşgul edebilir. Ruhsal aydınlanmaya, yaratıcı işlere veya özgürce dans edebilecek onca zamanı aşırı bağımlılık soğurmaktadır artık. İşte ‘’açgözlü tefeci’’ bağımlılık, potansiyelimizi bu şekilde yağmalar ve bizi ‘’anlaşılmaz bir moral bozukluğuna’’ iter.

Bağımlılığın 2 Büyük İronisi ?

Sağlıklı ilişki kuranlar bağlanır, tutunmaz. Ancak bize sahip olmayana sahip olabiliriz. Bu da bizi bağımlılığın 2 büyük ironisine götürür:

1-) Tutkun olduğumuza sahip olamayız. Bir nevi, avucunun içinde hissedince tutku gidiyor az az.

2-) İkinci ironi, kendimizden başkasına güvenmek istediğimiz ölçüde kendimizi güvensiz hissetmemizdir.

Bir eşin, hayatımız ve düşüncelerimiz üzerinde ne büyük bir etki yaratır hale geldiğini fark etmek ürkütücüdür kimi zaman. Daha da yaklaşmak için tam da korktuğumuzu gerçekleştirecek şekilde davranabiliriz! Kadınlara bağımlı olan erkekler kendilerine şu soruyu sorabilirler:

’Kadınları, kendi ayakları üzerinde duramayan bir yanımı ayakta tutmak için mi kullanıyorum?’’

Bağımlı Olmak ne Sağlar ?

On sekiz yıl boyunca çocuklarımıza, yirmi yıl işimize, on dört yıl fiziksel bir bağımlılığa odaklanıyor, üç yıl bir kadın ya da erkeği takıntı haline getiriyoruz. Kimileri çakışan bu aşamaların her biri, belki de bizi kendi iç yaşamımızdan güvenli bir biçimde uzak tutmaya hizmet ediyor. Kendimizle benliğimiz arasında hiçbir şey olmamasından korkuyoruz. Gerçekte uçsuz bucaksız bir enginlik olan iç yaşamımızı korkutucu bir boşluk olarak algılıyoruz.

Bağımlılık özlemlerinin zayıflık, hastalık ya da yetersizlik ifadesi olması şart değildir. Bunlara hepimiz adayız. Karşılıksız sevginin arzumuzu artırması ilişkinin doğasında vardır. Aslına bakarsanız, bağımlı bağlılık arketipine tarih boyunca rastlamak  mümkündür. Acıyla gelen sevinç gizeminde yalnız değiliz. Kendimize şefkat beslemek ve içinde bulunduğumuz duruma utanç, pişmanlık ya da kötü niyet olmaksızın eğlenerek bakmak insanlık dramımızı mutlu bir sona ulaştıracaktır.

‘’ Kaynakları içimde olan tutku ve hayatı kazanmayı dışarıdan beklememeliyim. ‘’

Samuel Taylor Coleridge

Bağımlılığın Olumlu Yanları var mı ?

Bağımlılığın sunacak çok az şeyi var görünse de aslında bir çok olumlu tarafı da vardır. Bağımlılıklarımız sayesinde çocukluğumuzdaki kayıplarımızın, ihtiyaçlarımız ve iyileşmemiş yaralarımızın nerede olduğunu görebiliriz. Ne kadar muhtaç, mahrum ve sahipsiz olduğumuzu keşfederiz. Gerçek durumumuzu ortaya çıkarırız, bu da bizi alçak gönüllü kılar. Bağımlılığın ruhsal aydınlanmaya giden başka bir yol haline gelebilişidir bu: Egomuzu, duygularımızın, istek ve ihtiyaçlarımızın kontrolümüz altında olduğuna inanma alışkanlığımızı bırakmamıza yardım eder. Böylece bağımlılık acısı kötü ya da boşuna olmaktan çıkar..

Evlilik terapisi deneyimlerimizde buna sık rastlarız. Biz insanların çarpıcı paradoksudur: Bize aradığımızı verebilecek durumda olmayanlardan alamayacaklarımızın peşindeyizdir. İhtiyacımız olduğunu sandığımızı karşılayamayacaklara umutsuzca ve boşuna dört elle tutunuruz. Farkındalık, bağımlılık dürtüsünün altında yatan korkudan özgürleşmedir.

Sevgiyle kalın.

Uzm.Psk.Dan.Eyüp SARI

Çift Terapisti & Cinsel Terapist

loading...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.